Göz Sağlığı

 

GÖZÜN YAPISI

Bir küreyi andıran göz organı, orbita adı verilen kemik boşluk içinde bulunur ve deri, kas ve membrandan oluşan göz kapakları ile korunur. Dışta beyaz renkli sklera ve onun devamında da gözü toz gibi maddelerden koruyan saydam tabaka “kornea” yer alır. Korneanın altında, göze rengini veren iris vardır. Sinir yönünden zengin bir yapıya sahip olan irisin ortasında, ışık miktarına göre genişliği değişen gözbebeği (pupilla), irisin arkasındaysa göz merceği (lens) yer alır. Mercek saydamdır, disk şeklindedir ve yüzde 65 su, yüzde 35 protein ve mineral içerir. Skleranın altında gözün damarsal tabakası (uvea) ve onun altında da görmeyi sağlayan ağ tabaka (retina) bulunur. Retina üzerinde kör noktaya yakın bir mesafede yer alan makula ise keskin ve renkli görmeden sorumludur. görüntünün en net oluştuğu yer ise makulanın ortasında yer alan ve fovea adı verilen yapıdır.

 

 

 


 

 

Görme işlemi nasıl gerçekleşir ?

Görme yeteneğimiz veya yetkinliğimiz, göz küresinin içindeki ve çevresindeki yapıların sağlıklı çalışmasına bağlıdır.Işık ilk olarak göze korneadan girer. Cisimlerden yansıyan ışık huzmeleri sırasıyla kornea, mercek ve vitreous tarafından kırılır ve odaklanır. Merceğin görevi, ışınların retinaya tam olarak odaklanmasını sağlamaktır. Retinada oluşan görüntü terstir. Retinada ışık huzmeleri elektriksel uyarılara dönüşerek optik sinirler vasıtasıyla görüntünün çevrildiği ve pozisyonun düz olarak algılandığı beyine iletilir.

Gözümüz fotoğraf makinesine benzer. Fotoğraf makinesi görüntüyü elde etmek için bir merceğe ve filme ihtiyaç duyar. Aynı şekilde göz küresinin de ışığı kırmak ve odaklamak için bir merceğe (kornea, kristal mercek, vitreous) ve ışınların üzerine odaklanacağı bir filme ihtiyacı vardır. Eğer bu kısımların bir veya birkaçı görevini tam olarak yerine getirmezse kalitesiz ve bulanık bir görüntü oluşur. Retina, fotoğraf makinesinin içindeki filmi temsil eder. Görüntüyü yakalar ve algılamak üzere beyine gönderir. Makula retinanın en yüksek hassasiyete sahip bölgesidir. Makula en net görüntüyü yakalamamızdan sorumludur ve retinanın en çok kullanılan alanıdır. Makula, okuma veya bir cisme dikkatli bir şekilde bakma gibi aktivitelerde kullanılır.

 


 

Ambliyopi (Göz Tembelliği) 

Ambliyopi, normal görünen bir gözün, düzeltilemez görme kaybını anlatmak için kullanılan bir terimdir. Genellikle “tembel göz” olarak bilinir ve çeşitli sebeplerden oluşur.

Çocukların görme sistemlerinin gelişimi, ortalama 9–11 yaşlarında tamamlanır. Bu yaşlardan sonra çocuk, beyni ile gözü arasındaki dengeyi bir şekilde sağlayabildiğinden ve görüşünü bu şekilde adapte ettiğinden, bu durumun artık tedavisi mümkün olmaz. Eğer farkına erken varılırsa problem çoğunlukla düzeltilebilir ve kaliteli görüş devam eder. Bunun yanı sıra 11 yaşından sonra gözü normal kullanabilmek için beyni eğitmek imkânsız değilse de durumun düzeltilmesi zordur.Ambliyopi’nin nedenleri arasında göz kayması, doğuştan gelen katarakt, saydam olmayan kornea, düşük göz kapağı, eşit olmayan görüş, düzeltilemeyen miyop, hipermetrop ve astigmat sayılabilir. Altında yatan nedenin ciddiyetine bağlı olarak Ambliyopi’nin derecesi değişebilir.Ampliyopi hastalığı olan kişiler binoküler görüş ve stereopsisten (her iki gözün imajları birlikte harmanlama yeteneği) yoksun olurlar. Stereopsis, derinliğe değer biçmemize izin verir, yokluğunda mesafeleri değerlendirme yeteneğimiz hasar görür.

Belirtiler 

  • Tek ya da iki gözde zayıf görüş
  • Okurken ya da televizyon izlerken gözlerini kısma ya da bir gözü kapama
  • Göz kayması, şaşılık
  • Objeye bakarken başı yana doğru eğmek veya çevirmek

Not: Çocuklar zayıf görüşten nadiren şikâyetçi olur, çünkü görme bozukluklarına kolaylıkla adapte olabilirler. Aileler bu konuya dikkat etmeli ve potansiyel problemleri keşfetmek için çocuklarını 2–3 yaşından itibaren rutin göz muayenesine götürmelidir.

Teşhis 

Ampliyopi ’den şüphelenilen durumlarda, doktor şunları değerlendirmelidir: Görme, gözlerin hizalanması, gözlerin hareketi ve füzyon (beynin iki imajı, tek bir imaj haline sokma yeteneği).

Tedavi 

Ampliyopi tedavisi, temeldeki probleme bağlıdır. Bazı durumlarda güçlü göz, geçici olarak yaralanır ve çocuklar kendilerini zayıf olan gözü kullanmaya zorlar. Refraktif sorunlara bağlı problemleri olan çocuklarda, görüşü düzeltmek için gözlük gereklidir. Katarakt ve düşük göz kapağı gibi görmeyi bozan problemler olduğundan ameliyata ihtiyaç duyulur. Bu rahatsızlıkta çocuğun beyni bu duruma uyum sağlamadan önce teşhis edilmesi çok önemlidir.

Tedavi Önerisi 

Ampliyopi tedavisi için cam cihazı önerilir.

 


 

Astigmatizm

Astigmatizm, korneanın basket topu gibi küre şeklinde olması yerine, futbol topu gibi oval olmasıdır. Astigmatlı korneaların çoğunda dik ve yassı olmak üzere iki eğri vardır. Bu durum, ışığın göz içinde birden çok noktada odaklanmasına, sonuç olarak da uzak ve yakın mesafede görmenin bulanık olmasına neden olur. Gözde, Astigmatizm ile beraber genellikle miyop ve hipermetrop bulunur.

Belirtiler

  • Bulanık görme (yakın ve uzak mesafede)

Teşhis
Astigmatizm; topografi, keratometri, refraksiyon cihazları ve görme testleri ile belirlenir.

Tedavi
Astigmatizm, gözlük, kontakt lens ve cerrahi müdahale ile düzeltilebilir. Astigmatizmi düzeltmek için en sık yapılan ameliyatlar, astigmat keratotomi ve lasiktir. Bu ameliyatların hedefi, korneanın şeklini değiştirmek, dolayısıyla kornea küreselinin ve kavisinin düzgün olmasını sağlamaktır.

 


 

Diabetik Retinopati

Diyabetik Retinopati (Şeker Hastalığına Bağlı)
Şeker hastalığı, pankreasın yeterli seviyede insülin salgılamaması sonucunda oluşan bir hastalıktır. İnsülin kandaki şeker seviyesini ayarlayan hormondur. Şeker hastalığı, çocuklarda ve yetişkinlerde görülebilen bir hastalıktır.

Şeker Hastalığı Retina Üzerinde Nasıl Bir Etki Yapabilir?
Genellikle diyabetik hastalarda glokom ve katarakt gibi hastalıklar görülmekle birlikte, retina üzerinde de çeşitli etkileri görülebilir ki bu durum görme için en büyük tehdittir. Birçok hastada, retina üzerinde diyabetik değişimler yirmi yıl sonra görülür. Diyabet’in göz üzerindeki etkilerine Diyabetik Retinopati denir.

Belirtiler
Hastalığın bulunduğu safhaya da bağlı olarak, Diyabetik Retinopati hastalığında görüş büyük ölçüde değişir.

  • Bulanık görüş (Bunun derecesi genellikle kandaki şeker seviyesi ile bağlantılıdır.)
  • Yıldırım ve şimşek çakmaları gibi görüntüler görme, görüntüde ani kayıplar

Teşhis
Diyabet hastalarının gözlerinde oluşabilecek sorunların önceden belirlenebilmesi ve tedaviye geçilebilmesi için, rutin olarak göz muayenesinden geçmeleri gerekmektedir. Diyabet hastaları genellikle dahiliye uzmanları tarafından kontrol edilir ve bu konuda göz doktorlarıyla koordineli olarak çalışılır.
Oftalmoskop yardımıyla yapılan detaylı bir retina muayenesinden sonra Diyabetik Retinopati teşhisi konulabilir. Birçok Diyabetik Retinopati hastasına, bu soruna müdahale edebilmek için vitro-retinal cerrahi önerilir.

 


 

Tedavi
Diyabetik Retinopati tedavisi hastalığın aşamasına bağlı olarak, birçok çeşitli şekilde yapılabilir. Yapılan bazı testler sonucunda retinal cerrahi yolu, hastalığın gidişatı da göz önünde bulundurularak bir tedavi yöntemi olarak seçilebilir.
Retina yırtılmaları ve ayrılmaları rahatsızlıklarında da diyabet hastaları, en büyük risk grubundadır. Yırtılmalar genelde lazer müdahalesi ile düzeltilir. Ayrılmalar içinse retinanın tekrar eski yerine tutturulması gerekir. Görüşün geri gelmesi için geçecek süre yırtığın derecesine bağlıdır.

Önlem
Kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutan diyabet hastalarında, bu kontrolleri yaptırmayan hastalara oranla çok daha az sayıda göz problemi yaşanmaktadır. Diyet ve egzersiz, bu hastaların genel sağlık durumlarında önemli rol oynar.

Diyabet hastaları, rutin göz kontrolleri yaptırarak gözlerinde oluşabilecek sorunları minimuma indirebilir. Birçok problem, erken teşhis ile çok daha kolay bir biçimde tedavi edilebilir

 


Glokom (Göz Tansiyonu)

Gözün drenaj sisteminde oluşan bir bozukluk sonucunda, göz içi basıncının (GİB) yükselmesi nedeniyle oluşan bir hastalıktır. Yüksek göz içi basıncı, optik sinirlerde geri dönüşümü olmayan hasarlar yaratabilir ve sürekli görme kaybına yol açabilir. Bununla birlikte erken müdahale ile tedaviye başlanırsa bu yükselme azaltılabilir, hatta tamamen durdurulabilir.

Glokom’un Nedenleri
Gözün ön kısmını (iris ve kornea arasındaki kısım) dolduran humör aköz sıvısı, göz tarafından devamlı üretilir. Bu sıvı, ön kamaradaki drenaj sistemiyle dışarıya atılır. Humör aköz sıvısının üretimi ve daha sonra drenajı arasındaki hassas denge, göz içi basıncını oluşturur. Göz içi basıncının normal düzeyi 10-20 mmHg arasındadır.

Glokomun Çeşitleri

Açık Açılı Glokom
Açık açılı glokom vakalarında iris-kornea açısı normaldir. Ancak trabeküler ağ ve Schlemm kanallarında dejenerasyonlar gelişmiştir. Bunun sonucu olarak kamara sıvısı yeterince emilemez ve göz içinde birikerek göz içi basıncının artışına, glokoma neden olur.
Glokom,optik sinirler ve retinada kalıcı hasara neden olabilir. Basıncın düşürülmesinde genellikle göz damlaları kullanılır. Damla ile kontrol altına alınamaması durumunda bazen cerrahi müdahale gerekebilir.

 


 

Dar Açılı Glokom
Glokom hastalarının yüzde 10’luk kısmında görülen glokom tipidir. İris ve kornea arasındaki kısmın normalden daha dar olması nedeniyle gözün ön tarafındaki yapılarda bazı bozulmalar oluşmuştur. Bu da humör aköz sıvısının geçişi için olması gerektiğinden daha dar bir kanal oluşmasına neden olur. Humör aköz sıvısının akışı tamamen durursa göz içi basıncı bir anda yükselir ve ani bir göz içi basıncı artışına neden olur.
Açık açılı glokomun aksine dar açılı glokomda, hasta şiddetli bir baş ağrısı, mide bulantısı, bulanık görüntü, ışıkların yanında hareler ve göz kızarıklığı yaşayabilir. Böyle acil bir durumda hastaya, göz doktoru tarafından derhal müdahale edilmelidir. Müdahale edilmezse ilerleyen günlerde bu ağrı ve görüş kayıpları tekrar edebilir.

Sekonder Glokom
Bu tipteki glokom gözde iltihap, travma, daha önce geçirilen ameliyatlar, diyabet, tümör gibi nedenlerden dolayı oluşur. Sekonder Glokom durumunda hem göz içi basıncına hem de bunu yaratan probleme müdahale etmek gerekir.

 


 

Konjenital Glokom
Konjenital Glokom ender görülen bir tip olup, genellikle bebeklerde görülür. Belirtileri; göz yaşarması, ışığa karşı hassasiyet, kornea büyümesi olarak sıralanabilir. Birçok durumda cerrahi müdahale gerektirir.

Belirtiler
Glokom çok az durumda belirti gösterdiği için, sinsice ilerleyen bir hastalık olarak nitelendirilebilir. Hastalığın bulunması ve tedavi edilmesi, rutin göz kontrolüyle sağlanabilir. Fakat Glokom’un dar açılı ya da konjenital gibi bazı tiplerinde şu belirtiler görülebilir:

 

 

 


                         

                        Sağlıklı görüş                                                                                                Sağ tarafta, açık açılı glokom belirtileri başlamış.

Orta derece ilerlemede dıştan başlayan görme kaybı mevcut.

 

 

 


 

Orta derece ilerlemede dıştan başlayan görme kaybı mevcut.

 

İleri belirtiler görülüyor. Son olarak körlük oluşacaktır.

Teşhis
Glokom birçok durumda açık belirti göstermediğinden dolayı, özellikle 40 yaşın üzerindeki herkes yılda en az bir defa, GİB ölçümünü de içeren bir muayeneden geçmelidir.
Glokom değerlendirilmesinin birkaç aşaması vardır. Göz içi basıncın ölçülmesiyle beraber doktor teşhisten önce optik sinirlerin durumuna bakar (Oftalmoskopi) ve hastanın görüş alanını (görme alanı testi) ve gözün ön kısmındaki yapıların durumlarını kontrol eder (Gonyoskopi).

Tedavi
Birçok Glokom hastasının göz içi basıncı, damlalar ile kontrol altında tutulur. Göz içi basıncı damlalar ile kontrol altında tutulamazsa cerrahi müdahale gerekebilir. Glokom operasyonlarında amaç sıvının gözde verimli bir şekilde drenajının sağlanabilmesidir.

 


 

 

Hipermetropi

Hipermetropi’de ışık, doğrudan retina üzerine düşmesi gerekirken, retinanın arka tarafına düşer. Bunun sebebi korneanın daha yassı, gözün normal bir gözden daha kısa olmasıdır. Hipermetropi olan kişiler uzağı iyi görür ancak yakın görmede sorun yaşar. Orta derecede Hipermetropi olan gençler, genellikle net görür, çünkü doğal göz mercekleri odaklanma yeteneğini artırmak için akomodasyon yapabilir ve bu sayede net görüşü ayarlayabilirler. Bununla birlikte kırk yaşından itibaren göz akomodasyon yeteneğini giderek kaybeder ve Hipermetropi’nin neden olduğu bulanık görüş belirgin bir hal alır. 

Belirtiler

  • Yakını görmede zorluk
  • Bulanık uzak görüş (yüksek dereceli hipermetroplar için)
  • Okurken gözlerde yorgunluk
  • Göz zorlanması (baş ağrısı, yanma, duyarlılık)
  • Strabismus/göz kayması (çocuklarda)

 


 

Teşhis
Refraksiyon denilen görme testiyle teşhis edilir. Genç hastaların gözleri bu test için uyuşturulur, dolayısıyla uyuşma geçene kadar akomodasyon yapamaz, bu sayede yakın görüş bozukluğu tespit edilir.

Tedavi   
Hipermetropi tedavisi, hastanın yaşı, aktivitesi, mesleği gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Genç hastalar, akomodasyon ile Hipermetropi’yi önleme yeteneklerine bağlı olarak gözlük veya kontakt lens ihtiyaçlarını karşılayabilirler ya da karşılayamazlar. Gözlük ve kontakt lenslere daha yaşlı hastalarda ihtiyaç duyulur. Refraktif cerrahi, gözlüksüz net görmeyi dileyen yetişkinler için bir opsiyondur. Lasik, LTK, intraoküler kontakt lens ve göz merceği değişimi gibi yöntemlerin hepsi Hipermetropi’yi düzeltmek için kullanılabilir.

 


 

İritis

İritisİritis, gözün renkli kısmı olan irisin iltihaplanmasıdır. Vücudu etkileyen hastalıklar, enfeksiyonlar, önceki göz ameliyatları ve yaralara bağlı olsa da çoğunlukla nedeni kesin belli olmayan sebeplerden oluşur. İritis tek gözü etkileyebildiği gibi, iki gözü de etkileyebilir. Bazen kronik, yenilenen bir durum olabilir.

Belirtiler

  • Gözlerde kırmızılık
  • Işığa duyarlılık
  • Yaşarma
  • Küçük pupil (göz bebeği)
  • Ağrı ve şiddetli rahatsızlıktan oluşan kırgınlık arasında değişen acı

Teşhis
Doktor biyomikroskop ile rutin göz muayenesinde İritis hastalığını teşhis edebilir.

Tedavi

Göz içindeki iltihabı azaltmak için streoit ve anti-inflamator ilaçlar reçete edilir. Ayrıca genişletici damlalar ile göz bebeğinin etrafını saran kasları gevşeterek gözü rahatlatırlar.

 

 


 

Katarakt 

Katarakt, göz içerisindeki kristal merceğin doğal parlaklığını kaybedip, bulutlu ve mat bir hale gelmesidir. Kristal mercek, ışığı kırıp bir noktada odaklayarak keskin ve net görüntü elde etmeyi sağlar.

Katarakt nedir?

Katarakt halk dilinde “perde” olarak kullanılır. Gözdeki doğal merceğin saydamlığını kaybetmesidir. Göz içindeki saydam lensin görevi ışığı kırarak retina üzerinde doğru noktaya odaklanmasını sağlamaktır. Bu şekilde retina üzerinde görüntü oluşur. Zaman içinde lens bulanıklaşmaya başlar ve saydamlığını yitirirse ışığın geçişi engelleneceğinden görüş bozulabilir. Hasta puslu, bulanık görmeye başlar.

Katarakt, yaşlanma ile gelen doğal bir sonuçtur. Aslında Katarakt, 55 ve üstü yaş aralığında yaşanan görüntü kaybının en önemli nedenidir. Göz yaralanmaları, bazı ilaçlar ve diyabet, alkol bağımlılığı gibi hastalıkların da Katarakt’a neden olduğu bilinmektedir.

 

 


 

Tedavi
Kataraktın tek tedavi yöntemi ameliyattır. Cerrahi dışında herhangi bir tedavi şekli yoktur. Katarakt cerrahisi iki yoldan yapılabilir:

  • Süturlu (Dikişli) Katarakt Ameliyatı
  • Fakoemülsifikasyon

Süturlu Katarakt Ameliyatı 
Bu teknik kullanılacaksa Katarakt’ın olgunlaşması beklenir. Dikişlidir ve dikişler ameliyattan bir süre sonra alınır. Bu teknikte kesilme nedeniyle gözün anatomik yapısında zayıflamalar olur, dikiş nedeniyle de gözde astigmat oluşabilir ve görmenin düzelmesi için bir süre geçmesi gerekir.

Fakoemülsifikasyon 
Son yıllarda hızla gelişen Fakoemülsifikasyon (FAKO) tekniği, Katarakt ameliyatlarında en çok tercih edilen yöntemdir. Halk arasında “lazerli katarakt ameliyatı” olarak bilinse de aslında FAKO cihazı ses dalgaları yayan özel bir cihazdır.

 


 

FAKO’ lu Katarakt Ameliyatı Nasıl Yapılır?
FAKO yöntemiyle yapılan Katarakt ameliyatları, özel durumlar dışında lokal anestezi ile yapılır. Gözde ortalama 2.8 milimetrelik bir kesi açılır. Bu kesiden, FAKO cihazının probu ile gözün içine ultrasonik ses dalgaları gönderilerek, opaklaşmış olan mercek parçalanır ve emilir. Daha sonra göze suni bir lens yerleştirilir ve ameliyat tamamlanır. Kesi küçük olduğu için dikişe gerek kalmaz.

FAKO’nun Avantajları

  • 15-20 dakika kadar sürer.
  • Ortalama 2.8 milimetre gibi küçük bir kesi aralığından yapılır, bu nedenle dikiş gerektirmez.
  • Operasyon sonrası astigmat olma riski çok azdır.

 


 

Keratokonus
Keratokonus, korneanın koni şeklinde şişmesine ve aşamalı olarak incelmesine sebep olan bir göz hastalığıdır. Koniye benzeyen bu şekil, ışığın makulada tam ve düzgün olarak odaklanmasını engeller. Hastalık ilerledikçe, görüntünün bulanık ve bozuk olmasına sebep olan şekil daha da belirginleşir. Korneanın düzgün olmayan şekli nedeniyle Keratokonuslu hastalarda, çoğunlukla miyop ve gözlükle düzeltilemeyen yüksek dereceli astigmat görülür.

Belirtiler

  • Miyop
  • Astigmatizm
  • Kontakt lens veya gözlük kullanılmasına rağmen bulanık görüş
  • Gece ışıklarda parlama
  • Işık hassasiyeti
  • Kontakt lens veya gözlük reçetesinde sık sık değişme
  • Gözleri ovalama

 


 

Teşhis

Keratokonus genellikle, hastalar yirmili yaşlara geldiğinde teşhis edilir. Bazı durumlarda hastalık on yıllık sürelerde ilerlerken, diğer durumlarda da ilerleme kesin bir noktaya gelir ve o noktada durur. Aşağı bakışta alt kapağın koni tarafından dışa doğru itilmesine Munson Belirtisi denir.

Keratokonus, hastalık ileri safhalara gelmeden çıplak gözle görülemez. Hastalığın ilerlemiş aşamalarında, göz kapağı kaldırılıp aşağı bakıldığında oluşan koni şekli dışarıdan görülebilir duruma gelir.

Özel kornea testi topografi ile doktor korneadaki şeklin detaylarını inceleyebilir ve hastalığın ilerlemesini keşfedip görüntülemesini sağlar. Ayrıca pakimetre cihazı da korneanın kalınlığını ölçmeye yarar.

Tedavi

Keratokonuslu hastaların ilk tedavi yolu, oksijen geçirgen (RGP) sert kontakt lens kullanmalarıdır. Çünkü bu tür kontakt lensler esnek değildirler. Bu lensler hastanın görebilmesi için düzgün bir yüzey yaratırlar ve korneanın düzensiz şekliyle mücadele için uyum sağlarlar. Bu süreç, uzun zaman ve sabır gerektirir. Kontakt lensin yeterli olmadığı durumlarda ise hasta kornea, sağlıklı olan kornea ile değiştirilir, yani kornea nakli yapılır.

 

 


 

Konjonktiva Kanaması

Konjonktiva Kanaması, konjonktiva altındaki damarların çatlaması ve kanaması sonucu oluşur. Kendiliğinden oluşabildiği gibi, öksürme, ağır kaldırma veya kusma ile de olabilir. Bazı durumlarda gözün ameliyatına veya travmaya kadar ilerleyebilir. Diyabetli kişilerde ve yüksek tansiyon hastalarında daha sık rastlanır. Korkutan bir görüntüsü olsa da, aslında konjonktiva kanaması zararsızdır. Kan, berrak konjonktiva dokusunun altında çürük gibi toplanmıştır. Toplanan kan, ince ve berrak konjonktiva altından kolayca görülebilir. Bu görüntü, 1–3 hafta içinde düzelir ve tedaviye gerek yoktur.

Belirtiler

  • Gözün beyaz kısmında kırmızılık ve kanlanma

Teşhis
Birçok hasta konjonktiva kanamasını aynaya baktığında ya da tanıdıklarının uyarması ile fark eder.

Tedavi
Konjonktiva Kanaması tehlikeli bir hastalık gibi görünse de görmeyi etkilemez, ağrıya neden olmaz ve tedaviye gerek duyulmaz.

 

 


 

Konjonktivit (Pembe Göz)

Halk arasında pembe göz diye bilinen Konjonktivit, bir konjonktiva (sklerayı saran dış tabaka) enfeksiyonudur. Konjunktivit’in en sık görülen üç çeşidi; Alerjik, Virüs ve Bakteriyal Konjonktivit’tir. Her çeşit için farklı tedavi yolları mevcuttur. Konjonktivit bulaşıcıdır ancak bu durumda Alerjik Konjonktivit bir istisnadır. Virüs Konjonktivit, çoğunlukla soğuk algınlığı ve boğaz ağrısı gibi solunum sistemiyle ilgili enfeksiyonlarla birleşir. Alerjik Konjonktivit, daha çok alerjik durumlarda ortaya çıkar. Alerjiyle ilgili olan belirtiler daha çok mevsimseldir. Alerjik Konjonktivit; kozmetik, parfüm, ilaç gibi maddelerin vücut tarafından kabul edilememesinden dolayı da ortaya çıkabilir. Bakteriyal Konjonktivit ise çoğunlukla streptokok, stafilokok gibi bakterilerden oluşur. Enfeksiyonun şiddeti, bulaşmış bakterinin türüne bağlıdır.
Konjonktivit Çeşitlerine Göre Belirtiler
Virüs
Konjunktivit

  • Akıntı
  • Tahriş
  • Kırmızı göz

Alerjik Konjunktivit

  • Kaşınma
  • Yaşarma
  • Şiş göz kapakları

Bakteriyal Konjunktivit

  • Kırmızılık
  • Yaşarma
  • Tahriş ve/veya kumlu bir his
  • Konjonktivanın şişmesi
  • Özellikle uyku sonrasında oluşan göz kapaklarını birbirine yapıştıran ince bir akıntı

 


 

 

Teşhis 
Konjonktivit, slit lamp mikroskopun kullanıldığı rutin göz muayenesiyle teşhis edilir. Bazı durumlarda, enfeksiyona neden olan bakterinin türünü belirlemek için kültürler alınır.

Tedavi
Konjonktivit, tıbbi dikkat ister. En uygun tedavi, öncelikle hastalığın nedeninin bulunmasına bağlıdır.
Alerjik Konjoktivit için, hastalığın hafif olduğu durumlarda suni gözyaşı ve soğuk kompres, hastanın rahatsızlığını dindirir. Hastalığın şiddetli olduğu durumlarda, steroit olmayan anti-inflamator ilaçlar ve antihistominler reçete edilir. İnatçı Alerjik Konjonktivit’i olan hastalar, lokal steroit damlalara ihtiyaç duyar.
Bakteriyel Konjonktivit, çoğunlukla antibiyotik göz damlaları veya bakterili bölgeye sürülen merhemler ile tedavi edilir.

Virüs Konjonktivit için kesin bir tedavi yoktur. Bununla birlikte, suni gözyaşı ve soğuk kompres ile belirtiler dindirilebilir. Hastalığın ilerlemiş safhalarında, hastanın iltihaptan oluşan rahatsızlığını azaltmak için lokal steroit damlalar reçete edilebilir. Virüs Konjunktivit’in iyileşme süreci genellikle üç haftadır.

Enfeksiyonun Yayılmasını Önlemek İçin…

  • Tokalaşmaktan kaçının.
  • Tekrar tekrar aynı mendili kullanmayın.(Kâğıt mendili tercih edin.)
  • Sabun bezi ve havlularınızı başkalarıyla paylaşmayın.
  • Ellerinizi sık sık yıkayın.
  • Yüze dokunmaktan kaçının.
  • Yüzmeyin. (Bazı bakteriler su ile bulaşır.)
  • Kapı kolu ve tezgah gibi yüzeyleri dezenfekte edin.

 


 

 

Kuru Göz Sendromu

Kuru Göz Sendromu, göz hekimleri tarafından en sık tedavi edilen hastalıklardan biridir. Dünyada milyonlarca kişi, kuru gözlerden dolayı acı çekmektedir. Bu durum, gözlerin yağlı ve ıslak kalmasını sağlayan gözyaşı kalitesinde problem olmasından kaynaklanmaktadır.

Gözyaşı, üç katmandan oluşmaktadır. Mukus katmanı, gözyaşı zarının göze yapışmasını sağlayan, gözün berrak dış penceresi olan korneayı kaplar. Orta aköz katman nem sağlar. Korneaya oksijen ve diğer önemli maddeleri temin eder. Bu katmanın yüzde 98’i su, geri kalan kısmı ise tuz, protein ve diğer bileşenlerden oluşur. Dış yağ katmanı, buharlaşmayı önlemeye yardımcı olan yağlı bir zardır.

Gözyaşları, gözün çevresindeki birçok salgı bezi ile biçimlendirilmiştir. Su katmanı, üst göz kapağının altında olan lakrimal salgı bezinde üretilir. Kapaklardaki çeşitli küçük salgı bezleri, yağ ve mukus tabakasını oluşturur. Her göz kırpmasında, göz kapakları gözyaşını göz içine dağıtır. Fazla olan gözyaşı, gözün köşesindeki iki küçük drenaj kanalından burna doğru akar. Bu kanallar geniz borusuna bağlanan ince kanalları yönetirler. Gözyaşı kanalları ve geniz borusu arasındaki bağlantı, burun akmasına sebep olan ağlamanın nedenidir. Gözyaşı, gözü yağlama özelliğinden başka, yara veya heyecan gibi dış uyarıcılara tepki olarak üretilen bir reflekstir.


 

 

Kuru Göz Sendromu’nun Nedenleri

Kuru Göz Sendromu’nun birçok nedeni vardır. Kuruluğun en sık görülen sebeplerinden biri yaşın ilerlemesidir. Yaşlandıkça insan vücudu daha düşük yağ (65 yaşındayken 18 yaşına oranla yüzde 60 daha az) üretir. Bu durum, erkeklere oranla daha kuru cildi olan bayanlarda daha sık görülür. Yağ eksikliği ayrıca gözyaşı zarını da etkiler. Sulu katmanı tıkamak için yeterli yağ olmaksızın, gözyaşı zarı daha hızlı buharlaşır ve kornea üzerindeki kuru alanlardan ayrılır. Sıcak, kuru ve rüzgârlı iklim, yüksek yer, klima, sigara dumanı gibi birçok dış faktör de kuru gözlerin sebebidir. Birçok insanın, okurken ya da bilgisayarda çalışırken gözleri tahriş olabilir. Belirli aralıklarla gözleri dinlendirme veya göz kırpma sayesinde gözler rahatlar.

Ayrıca kontakt lens kullanıcıları da Kuru Göz Sendromu’ndan şikayet eder. Kesin ilaçlar, tiroid şartları, A vitamin eksikliği ve Parkinson, Sjögren Sendromu (kuru gözler ve ağza neden olan otoimmun bir hastalıktır) gibi hastalıklar da Kuru Göz Sendromu’nun nedenlerindendir. Menopoza giren kadınlar da hormon değişikliği nedeniyle sık sık Kuru Göz Sendromu yaşar.

 

 


 

Belirtiler

  • Kaşınma
  • Yanma
  • Tahriş
  • Kırmızılık
  • Aşırı yaşarma
  • Okuma, TV izleme veya bilgisayarda çalıştıktan sonra artan bir rahatsızlık
  • Göz kırpma ile düzelen bulanık görüş

Teşhis
Kuru gözleri test etmenin çeşitli metotları vardır. Doktor ilk olarak buharlaşma hızını, gözyaşı kalitesini ve üretimini ölçerek sendromun temel nedenini belirleyecektir. Görünmeyen problemlere dikkat çeken özel damlalar, kuruluğun varlığını ve derecesini teşhis etmede özellikle yararlıdır.

 


 

 

 

Makula Dejenerasyonu

Bu rahatsızlık, makulanın (retina merkezi) bozulması ile ilgili bir durumdur. Yaşa bağlı makula dejenerasyonu, retinayı besleyen atardamarların sertleşmesi nedeniyle oluşur. Bu durum retinal dokuların oksijen ve besin duyarlılığını azaltır, bu durumun büyümesiyle merkezi görüntü kayıpları oluşur.

Makula Dejenerasyonu’nun çeşitli dereceleri vardır. En kötü durumda merkezi görüntünün tümü kaybolur ki bu da okuma ve araba kullanma gibi faaliyetleri gerçekleştirmeyi imkansız hale getirir. Diğer durumlarda görüntüde hafif bozulmalar oluşabilir. Periferik (dış) görüntüyü etkilemediği sürece Makula Dejenerasyonu bütünüyle körlüğe neden olmaz.

Makula Dejenerasyonu Nedenleri
Makula Dejenerasyon’na birçok faktör sebep olabilir. Bunları genetik, yaş, beslenme, sigara kullanımı ve güneş ışığının zararlı etkileri gibi gruplandırmak mümkündür.

Belirtiler

  • Merkezi görme kaybı. Bu durum, kuru tip dejenerasyonlarda kademeli olarak gerçekleşebilir. Islak tip hastalarında ise ani bir görüş kaybı olabilir.
  • Okumakta zorluk ve detaylı görme gerektiren işleri yapmakta zorlanma
  • Bozuk görme (Kapı ya da pencere kenarı gibi düz yerlerin dalgalı görülmeye başlaması)

 


 

Teşhis
Teşhis için görme alanı testi, Amsler testi, oftalmoskopi, fundus fotografi, floresin anjiografi gibi bazı testlerden yararlanılır.

Tedavi
Kuru tip Makula Dejenerasyonu için kanıtlanmış bir tıbbi tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Bazı ıslak Makula Dejenerasyonu tipleri için lazer fotokoagülasyon kanayan damarlara müdahale etme konusunda efektif bir yoldur. Ne yazık ki lazer fotokoagülasyon müdahalesi, kaybedilmiş görüntüyü tekrar geri getirmez fakat daha fazla görüntü kaybı oluşmasını engelleyebilir.

Beslenmenin Makula Dejenerasyonuna Etkisi
Meyve ve sebze ağırlıklı beslenen kişilerde dejenerasyonun düşük boyutlarda oluştuğu görülmüştür. (Özellikle yapraklı yeşil sebzeler) Mevcut hastalığın ilerlemesi konusunda besinlerin etkisiyle ilgili çalışmalar devam etmektedir.

 


 

 

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Hastaları İçin Öneriler

Eğer yaşa bağlı makula dejenerasyonu hastasıysanız yaşam tarzınızda yapacağınız birkaç küçük değişiklik retinanızın sağlığı için çok önemli olacaktır.

  • Çinko içeren multivitamin kullanın. Bu konuda göz doktorunuza danışmalısınız. Çinko ve lütein içeren antioksidanlar, retina üzerinde bulunan temel besinlerdir. Yaşa bağlı makula dejenerasyonu hastalarında bu temel besin kaynaklarının eksik olduğuna inanılır.
  • Koyu yapraklı yeşil sebzelerden bol bol tüketin.
  • Güneş ışığının zararlı etkilerinden korunmak için sürekli güneşli havalarda UV korumalı güneş gözlüğü takın. UV ışınların retina üzerindeki pigmentlere zarar verdiğine inanılmaktadır.
  • Sigarayı bırakın. Sigara vücudun dolaşım sistemine zarar verir ve retina üzerindeki kan damarlarının etkinliğinin azalmasına neden olur.
  • Düzenli egzersiz yapın. Kardiovasküler egzersizler, vücudun genel sağlığı için çok yararlıdır ve dolaşım sisteminin sağlığı için gereklidir.
  • Düzenli göz muayenesi olun.

 


 

Makula Ödemi

Makula ÖdemiKistoid Makula Ödemi de denilen bu rahatsızlık, makulada oluşan bir şişkinliktir. Nedeni genellikle bir hastalık, yaralanma ya da az bir olasılıkla cerrahi bir müdahelenin komplikasyonu olabilir. Makula tabakasında fazla sıvı birikir ve bu da bulanık ve bozuk bir merkezi görüntüye neden olur. Kistoid Makula Ödemi tedavi edilmezse kalıcı görüş kaybına neden olabilir.

Belirtiler

  • Bulanık merkezi görüntü
  • Dağınık görüntü (Düz çizgilerin dalgalı görünmesi gibi)
  • Görüntünün pembeleşmesi
  • Işığa duyarlılık

Teşhis
Rutin bir göz taraması sırasında Kistoid Makula Ödemi’ni ortaya çıkarmak biraz güçtür. Teşhis genelde hastanın şikâyetleri ve özel bir boya testi olan “floresan anjiyogram” yardımıyla yapılır.

Tedavi
Tedavi öncelikle çeşitli damlalar yoluyla olur. Daha güçlü bir etki için bazı durumlarda, kullanılan ilaç gözün arka tarafına enjekte edilebilir. Şişkinliği azaltmaya yönelik, ağızdan alınan bazı ilaçlar da tedavi amaçlı kullanılabilir.

 

 


 

 

Miyop

Miyop, ışığın doğrudan retina üzerine düşmesi gerekirken, retinanın ön tarafına düştüğü durumdur. Bunun sebebi, korneanın daha dik, gözün normal bir gözden daha uzun olmasıdır. Miyop’un tipik özelliği, yakın mesafenin iyi görülmesi ancak uzak mesafeleri görmede sorun yaşanmasıdır. Bu problem genellikle tahtayı görmede sorun yaşayan okul çağındaki çocuklarda görülür. Miyop genellikle ergenlikte derece derece ilerler ve erken yetişkinlikte sabitlenir. Bu kalıtımsal bir problemdir.

Belirtiler

  • Uzak görüşte bulanıklık
  • Gözler kısılarak bakıldığında daha berrak bir görüş

Teşhis
Refraksiyon ve görüş testiyle miyobu teşhis etmek mümkündür.

Tedavi
Miyop tedavisi, hastanın yaşı, aktivitesi, mesleği gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Görme, gözlük, kontakt lens ve ameliyat ile düzeltilebilir. Lasik gibi refraksiyon ameliyatları, yetişkinler için reçetenin en az bir yıl sabit kaldığı durumlarda düşünülebilir.

 

 


 

 

Optik Norit

Optik sinir iltihabı optik sinirlerin şişmesi ve iltihaplanması sonucunda oluşur. İltihap genelde tek gözde görülür.
Optik sinir iltihabı hastalarında görüşün bozulması ve gözlerini hareket ettirirken bir acı hissi görülür.

Belirtiler
Aşağıda sıralanan belirtiler her vakada mevcut olmamakla birlikte, genel olarak görülmektedir.

  • Gözü hareket ettirme sırasında ağrı (Hastaların yüzde 90’lık kısmında)
  • Gözde hassaslaşma
  • Merkezi görmede azalma
  • Donuk ve loş görüntü
  • Renk algılamada azalma
  • Uzak görüşte azalma
  • Merkezi görmede siyah nokta
  • Ateş
  • Baş ağrısı
  • Mide bulantısı
  • Egzersiz veya sıcak banyo ya da duş sonrası görüşte azalma (Bunlar vücut sıcaklığını yükselten aktivitelerdir.)

 


 

 

Teşhis
Optik sinir iltihabı araştırması sırasında doktor birçok faktörü değerlendirir. Problem her zaman sadece optik sinirlerin araştırılmasıyla açığa çıkmaz, dolayısıyla hastanın anlattığı belirtilere ve diğer bazı başka test sonuçlarına çok dikkat etmek gerekir. Gözün hareket ettirilmesi sırasında ağrı hissedilmesi en önemli belirtidir. Doktor, göz bebeğinin ışığa karşı hareketlerini değerlendirebilir. Bunun yanı sıra görme alanı, renk görüşü ve beyin MR’ı gibi testler uygulayabilir.

Tedavi
Optik sinir iltihabı görülen hastaların yaklaşık yüzde 50’sinde, daha sonra MS (Multiple Skleroz) hastalığına da rastlanmıştır. Optik sinir iltihabı tedavi yollarının araştırmaları sırasında damar içi steroid ilaçların, daha sonra MS hastalığı görülme ihtimalini azalttığı görülmüştür. Bu tedavi yolu, görme için önemli olduğu kadar daha sonrası düşünülürse vücudun tüm sağlığı için de önemlidir.
Optik sinir hastalığının oluşumu birkaç gün ya da hafta alabileceği gibi, bazı durumlarda da tam anlamıyla bir iltihaplanma oluşması aylarca sürebilir.

 

 


 

 

Renk Körlüğü

Renk KörlüğüRenk körlüğü doğuştan olabildiği gibi, optik sinir ve retina hastalıklarından da kaynaklanabilir. Sonradan oluşan renk körlüğü problemleri, genellikle tek gözü etkiler ve giderek kötüleşir. Hastalık sonucunda renk körü olan kişiler genellikle, sarı ve maviyi ayırt ederken sorun yaşar.

Doğuştan olan renk körlüğü ise daha sık görülür, her iki gözü de etkiler ve sonradan kötüleşmez. Bu çeşit renk körlüğünün yüzde 8’i erkeklerde, yüzde 0,4’ü bayanlarda görülür. Bu renk problemleri X kromozomlarına bağlıdır ve anneden çocuğuna geçer.

Renk körlüğü, kısmi (sadece bazı renkleri etkileyen) veya tam (tüm renkleri etkileyen) olabilir. Tam renk körlüğüne çok nadir rastlanır. Tam renk körü olan kişilerin genellikle ciddi göz problemleri de vardır.

Retina üzerinde bulunan hücrelerden olan koniler renkleri algılamamızı sağlar. Koniler retinanın merkezinde yoğun olarak bulunurlar ve üç adet pigment içerirler. Bunlar kırmızı, yeşil, mavi pigmentlerdir. Renk körü olan kişilerde bu pigmentler ya olması gerekenden azdır ya da hiç yoktur. Bu üç renk normal olarak görülüyorsa o kişi Trikromat’tır. Bu pigmentlerden ikisi tam, biri eksikse Trikromat Anormalisi (renk körlüğünün en sık görülen türü) söz konusudur.


 

 

Belirtiler 

  • Renk körlüğünün belirtileri doğuştan, sonradan kazanılmış, kısmi veya tam olması gibi durumlara bağlı olarak çeşitlilik gösterir.
  • Yeşil ve kırmızı ayırmada zorluk (en sık görülen)
  • Mavi ve yeşili ayırmada zorluk (daha az görülen)

Ciddi boyutta olan doğuştan renk körlüğü ve sonradan oluşmuş renk körlüğünün bazı türleri aşağıdaki belirtileri de kapsar:

  • Tüm objelerin grinin farklı tonlarında görülmesi (Bu durum tam renk körlüğüdür ve çok nadir rastlanır.)
  • İndirgenmiş görüş
  • Nistagmus (Göz bebeğinin istemsiz olarak oynaması)

Teşhis
Renk görme eksikliği, özel olarak hazırlanmış olan İshihara Test’i ile teşhis edilir. Bu testin her sayfasında özel olarak renkli noktalardan oluşan sayılar vardır. İyi aydınlatmalı bir yerde, hastanın testteki sayıları okuması istenir. Eğer bir renkte eksiklik fark edilirse daha detaylı testlerin yapılması gerekmektedir.

Tedavi Önerisi
Yakın zaman öncesine kadar renk körlüğünün tedavisi ve çaresi bulunmamaktaydı. Hastalar renk eksikliklerini, herkesin kesin olarak belirlediği renkleri, objelere yakıştırarak giderirlerdi. Ancak günümüzde Cantor Nissel/ İngiltere firması tarafından üretilen ChromaGen kontakt lensleri ve gözlükleri ile renk körlerine çözüm sunmaktadır.

 


 

Retina Yırtıkları

Retina yırtıkları genellikle gözün içinde bulunan vitreus sıvısının retina üzerinde bir çekiş oluşturması nedeniyle oluşur. Bu sıvı, çocuk gözünde yumurta akı kıvamındadır ve retina üzerinde doğru bir durumda bulunur. Zamanla vitreus incelir, yumurta akı kıvamından daha sıvı bir hale gelir ve retina üzerinden ayrılır. Buna arka vitreus ayrılması (AVD) denir.

AVD zararlı bir durum olup, gözde vitreusun içinde yüzen parlak kristallerin oluşmasına neden olur. Fakat bazı durumlarda retina üzerindeki bu çekiş, yırtığa neden olabilir. Retinal yırtıklar çeşitli retinal ayrılmalara  yol açar ve retinanın alt kısmına doğru sızıntıya neden olur.

Retina Dekolmanı
Retina hücreleri ile pigment tabakası ayrıldığında retina ayrılması gerçekleşmiş olur. Müdahale edilmezse görmeye büyük zararı olur. Acil ve dikkatli bir göz içi cerrahi müdahale gerekir. Genelde orta yaş ve üzeri insanlarda görülen bir rahatsızlıktır.

Üç çeşit retina dekolmanı (ayrılması) bulunur. En çok görülen tipinde, retinada bulunan görme hücrelerinin bulunduğu tabakada oluşan bir çatlaktan, retinanın alt kısmına bir sıvı sızıntısı olur ki bu da zamanla bu tabakanın retinadan ayrılmasına neden olur. Yüksek dereceli miyop hastalarında, bu tip bir cerrahi müdahale ya da ciddi bir göz yaralanması, böyle bir ayrılma için önemli riskler arasındadır. Miyop kişilerin gözleri daha hassas olur. Bunun nedeni de gözlerinin arka kısmıyla ön kısmı arasındaki mesafenin normalden daha uzun olmasıdır. Bu durum da retinanın daha ince ve kırılgan olmasına neden olur.

İkinci çok görülen tipte ise vitreus lifleri ya da yaralı dokuları retinada çekilmeye neden olur. Bu durum daha çok şeker hastalarında görülür.

Üçüncü tipte ise sıvının retina altında birikmesi, retinanın gözün arka duvarından ayrılmasına neden olur. Bu da gözde şişmelere ve kanamaya yol açar.

 

 


 

Belirtiler

  • Işık çakmaları
  • Dalgalı ve sulu bir görüntü
  • Görüşü engelleyen perde
  • Vitreusun içinde yüzen parlak kristal yağmurunun sonucu, görüşte spotlar ya da örümceğe benzer görüntüler belirmesi
  • Aniden görmede azalma

Teşhis
Hastanın doktor muayenesi sırasında yukarıda belirtilerden bahsetmesi sonucunda retinal ayrılma şüphesi oluşur. Erken müdahale, görmenin geri gelmesi açısından büyük önem taşır.
Doktor, teşhis için oftalmoskoptan yararlanır. Doktor ilk olarak makulanın yapışık olup olmadığını araştırır. Çünkü makula, merkezi görmeden sorumludur. Makulanın yapışık ya da ayrık olmasına bağlı olarak bir cerrahi tip belirlenir ve operasyon sonrası hastanın fonksiyonel görme şansı oluşur.

 

 


 

 

Tedavi
Uygun müdahalenin hangisi olacağı, ayrılmanın yeri, tipi ve büyüklüğüne bağlı olarak retina ayrılmasının tedavisiyle ilgili birkaç yol bulunmaktadır.

Pnömatik Retinopeksi (PR) retinayı yerine yapıştırmanın yollarından birisidir. Göz lokal anesteziyle uyuşturulduktan sonra cerrah, vitreus boşluğuna küçük bir gaz kabarcığı enjekte eder. Bu kabarcık retina üzerinde baskı yapar ve bu baskı, retinanın tekrar yerine yapışmasını sağlar. Gazın enjekte edildiği yerin neresi olduğuna bağlı olarak cerrah, hastadan başını özel bir pozisyonda tutmasını isteyebilir.

Gaz kabarcığı 1-2 hafta içinde yavaşça emilir. Bundan sonra retinaya ek bir prosedür daha uygulanır. Bu uygulama, krio tedavisi (nitrojen oksit kullanarak retinayı dondurma) ya da lazer kullanılarak retinanın tekrar yerine yerleştirilmesidir. Her iki prosedür için de lokal anastezi uygulanır.

Retinal ayrılmaların bazılarında, ayrılmanın yeri ve boyutu nedeniyle en iyi tedavi yolu skleral çökertme olabilmektedir. Bu teknikte, ince bir sünger ya da silikon bant, retinanın yerine tekrar yapıştırılması amacıyla retina üzerine tutturulur. Vitreus sıvısını vitrektomi denilen ameliyatla göz dışına çıkardıktan sonra, cerrah genelde retina üzerine krio ya da lazer uygular. Bu yöntem gözün yapısında bir uzamaya yol açabileceğinden dolayı miyop oluşturabilir.

Nadir olarak ise başka çeşit retina ayrılması operasyonlarında retinayı tekrar yerine oturtmak için silikon yağ kullanılabilir. Vitreus sıvısı gözden çıkarılır ve silikon yağ ile değiştirilir. Yağ gözün içindeyken görmede bozukluk oluşur. Retinanın tekrar gözün arkasında bulunması gerektiği gibi, yerleştikten sonra ikinci bir ameliyatla da enjekte edilmiş yağın çıkarılması gerekir.

 

 


 

 

Sklerit

Sklerit; konjonktiva, sklera ve episklerayı (konjonktiva ve sklerayı bağlayan doku) etkileyen bir iltihap hastalığıdır. Bazı durumlarda, temel sistematik hastalıklara benzeyebilir. Sklerit hastalığının teşhisi, temel sistematik hastalıklardan korunmaya öncülük eder. Nadiren bulaşıcı olabilir. Skleranın etkilenme alanı, küçük nodüllerle sınırlandırılmış ya da genel iltihap nedeni olabilir. Nekrotizan Sklerit, skleranın incelmesine neden olan, çok nadir görülen en ciddi boyuttaki Sklerit’tir. Sklerit hastalığının şiddeti, diğer oküler dokuların iltihabına bağlı olabilir.
Sklerit, genellikle erkeklerden daha çok bayanları etkiler. 40 ve 50’li yaşlarda oluşur. Problem genellikle tek gözü kapsamakla birlikte, iki gözü de etkileyebilir.

Belirtiler

  • Uykudan uyandıran şiddetli acı
  • Konjonktiva ve sklerada genel ya da lokal kırmızılık
  • Aşırı hassasiyet
  • Işığa duyarlılık ve yaşarma (bazı durumlarda)
  • Görmede azalma (eğer diğer oküler dokular da etkilenmişse)

Teşhis
Göz içi basıncının ölçümü, biyomikroskop muayenesi, oftalmoskop ve görüş yetisi testleri boyunca, doktor vücudu etkileyen hastalıkların hükmüne varmak için kan testleri de isteyebilir. Eğer doktor gözün arka kısmının da etkilendiğinden şüpheleniyorsa CT Scan, MRI ve ultrason gibi görüntüleme testleri de isteyebilir.
Tedavi
Sklerit, iltihabı yok etmek için streoid ve non-streoid anti bakteriyal ilaçlarla tedavi edilebilir. Göz damlaları tek başına yeterli bir tedavi yöntemi değildir. Nekrotik Sklerit hastalığının şiddetli durumlarında yaralı sklera ve incelmiş sklera üzerindeki kornea dokusu için ameliyat gerekebilir

 

 


 

 

Strabismus

Strabismus (Göz Kayması)

Strabismus (Göz Kayması), bir ya da birden çok göz kasının gerektiği gibi çalışamamasından dolayı, gözlerin birbiriyle uyuşmaması problemidir. Normal olarak, her bir göz aynı noktaya odaklanır fakat beyne birbirinden biraz farklı mesajlar gönderir. Beyin iki imajı birleştirerek boyut ve derinlik verir. Her iki gözün birlikte çalıştığını görmenin en kolay yolu, kolunuzu düz uzatarak parmağınızla belirlediğiniz bir hedefe bakarken bir gözünüzü, sonra da diğer gözünüzü kapatmanızdır. Parmağınızın nasıl pozisyon değiştirdiğini fark ettiniz mi? Objeler arasında belli belirsiz farklılıklar olsa da beyin onu tek bir imaj olarak değerlendirir.

Her bir gözde, hareketleri kontrol için uyumlu çalışan altı kas vardır. Beyin, gözleri tam olarak hizalayan göz kaslarını kontrol eder. Beynin her bir gözdeki imajı tek bir imaj gibi değerlendirmesi açısından kasların birlikte çalışması önemlidir.

Çocuklar kolay adapte olabileceği için Strabismus küçük yaşlarda erken teşhis edilmelidir. Eğer bir çocuk çift görürse beyni imajlardan birini engelleyip tek imaj elde etmeyi çok çabuk öğrenir. Kısa bir süre içinde beyin, daimi olarak güçsüz ve tembel olan gözün sebep olduğu dönmüş gözden elde edilen görüntüyü engeller. Çocuklar bu problemi çözmek için ayrıca kafalarını yana eğme ya da çevirme metodu geliştirir ve çift imajdan birini elerler. Çocuklardan farklı olarak yeni kazanılmış Strabismus hastalığı olan yetişkinler, tipik olarak çift görür.

Strabismus hastalığının çeşitli sebepleri vardır. Kalıtımsal olabildiği gibi, travmalardan, hastalıklardan ve bazen de göz ameliyatlarından sonra oluşabilir.

 

 


 

 

Belirtiler
Strabismus hastalığının belirtileri, yetişkinlere çocuklardan daha çok sıkıntı verir. Çocukların çift görmeden şikayetçi olması olağanüstü bir durumdur.

  • Göz kayması
  • Gözleri kısmak
  • Çift görme (bazı durumlarda)
  • Başın yana eğilmesi veya çevrilmesi

Teşhis
Strabismus, kapsamlı göz muayenesinde ve prizma testleri gibi gözlerin hizalanmasını değerlendirmek için kullanılan özel testler ile teşhis edilebilir.

Tedavi
Strabismus hastalığı için en uygun tedavi yöntemini bulmak, hastanın yaşı, problemin nedeni, çeşidi ve derecesi gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Tedaviler arasında, bir gözü kapatmak, düzeltici gözlük, prizma ve ameliyat sayılabilir.

Çocuğun zayıf gözünü kullanmaya zorlanması için, normal olan göz kapatılır. Beyin zayıf gözü kullanmaya alışır ve görme derece derece artar.  Bu tedavinin efektif olabilmesi için, çocuklarda ampliyopi başlamadan önce erken yaşta uygulanması gerekir.

Göz kaymasını düzeltmek için bazen hem yetişkinler hem de çocuklara ameliyat yapılması gerekebilir.

 

 


 

 

Üveit

Üveit, iltihap ya da kan temin etmekle sorumlu göz yapısının şişmesine işaret eden genel bir terimdir. Bu yapı toplu olarak silyer cisim, iris ve koroideayı kapsayan uvea alanı olarak bilinir. Üveit, etkilediği yapı, temel nedeni ve kronik ya da akut olmasına bağlı olarak sınıflandırılır. Üveit’in dört ana kategorisi vardır. İritis olarak bilinen ve en sık görülen Ön Üveit, iris ve silyer cisimi içine alır. Orta Üveit; silyer cisim, vitreus ve retinayı etkiler. Arka Üveit; retina, koroidea ve optik sinirleri kapsar. Diffüz Üveit ise gözün ön ve arka tarafındaki yapılarını da etkiler.

 
Üveit’in en sık rastlanan nedeni, enfeksiyon ve temel bir hastalık olmasıdır. Ancak bazı durumlarda nedeninin bilinmediği de olabilir. Genellikle 20 ile 50 yaş arasındaki kişileri etkiler.

Belirtiler Üveit çeşitlerine bağlı olarak belirtiler de değişmektedir.

 

 


 

 

Üveit’in Çeşitleri

Ön Üveit

  • Işık hassasiyeti
  • Bulanık görüş
  • İris etrafında kırmızılık
  • Ağrı
  • Küçük pupil (Göz Bebeği)
  • Yüksek göz içi basıncı (GİB)

Orta Üveit

  • Genellikle her iki gözün etkilenmesi
  • Bulanık görüş
  • Arka vitreus dekolmanı


Arka Üveit

  • Bulanık görüş
  • Acı (eğer optik sinirler kapsıyorsa)

Diffüz Üveit

  • Ön, Arka ve Orta Üveit’in tüm belirtilerinin kombinasyonu

 


 

 

Teşhis

Üveit hastalığı, oftalmoskop ve biyomikroskop ile yapılan göz muayenesi ile teşhis edilebilir. Muayenede, görüş yetisi ve göz içi basıncı da değerlendirilir. Bazı durumlarda, hastalığın temel sistematik bir hastalık ya da enfeksiyon olduğunu belirlemek için testler istenebilir.

Tedavi

Üveit hastalığının uygun tedavi şekli, hastalığın şiddetine ve oküler yapıları kapsamasına bağlı olarak değişir. Tipik göz damlaları veya ağız yoluyla alınan ilaçlar, iltihabı azaltmak için reçete edilebilir. Bazı durumlarda, göz içi basıncını düşürmek için de ilaçlara ihtiyaç olabilir. İltihabın kurutulmasından sonra, Katarakt ve Glokom gibi hastalıkların tedavisi gerekebilir.

 


 

 

Vitrektomi Nedir ?

Vitreus normalde temiz, jel kıvamında gözün merkezini dolduran bir sıvıdır. Göz hacminin üçte ikilik kısmını doldurur ve göze şeklini verir. Gözün arka kısmında görülen problemlerde vitrektomi denilen (vitreus sıvısının boşaltılması) operasyonuna başvurulur. Vitrektomi operasyonundan sonra boşluk, gözün salgıladığı aköz sıvısı ve çeşitli besleyici sıvılarla dolar.

Vitrektomi, göz içindeki kan ve çeşitli parçaları çıkartmak için yapılabileceği gibi, yaralı dokuları temizlemek ve retina üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için de kullanılır. Kan, bozuk hücreler, yaralı dokular ışığın retinaya ulaşması sırasında bulanıklık oluşturur. Bunun yanı sıra vitreus sıvısı retina üzerinde bir çekiş etkisi yaratmaya başlarsa yine sıvının boşaltılması için Vitrektomi gerekebilir.

 

 


 

 

Vitrektomi yapılması gereken bazı genel durumlar şunlardır

  • Diyabetik retinapati nedeniyle oluşan retina yırtılması ve kanaması gibi komplikasyonlar
  • Makular delikler
  • Retina dekolmanları
  • Retinada membran oluşumu
  • Göz içi kanamalarında (vitreus kanamaları)
  • Göz içi yaralanmaları
  • Daha önce geçirilen çeşitli göz cerrahi müdahalelerinde oluşmuş bazı problemler

Retinal cerrahi, bir mikroskop ve gözün arkasını daha iyi görmek için kullanılan bazı özel lensler eşliğinde gerçekleştirilir. Sklera (gözün en üst katmanı) üzerinde milimetrik boyutlarda birkaç ince kesi açılır. Mikro cerrahi aletler bu kesilerden göz içine uygulanır. Bunlar:

  • Fiber optik ışık kaynağı: Göz içini aydınlatmak için kullanılır.
  • İnfüzyon yolu: Cerrahi müdahale boyunca gözün şeklini korumak için kullanılır.
  • Vitreusu kesmek ve çekip boşaltmak için gereken aletler.

Vitrektomi genellikle retinal ayrılma düzeltme, makular delik cerrahisi ve makula membranları soyma işlemleriyle birlikte uygulanır. Cerrahi operasyonun süresi, genelde gözün durumu ve ne tip bir müdahale yapıldığı ile ilgilidir.

 

 


 

 

Özel Teknikler
Retina cerrahisinde retinaya vitrektomi ile müdahale edilirken, bazı özel tekniklerden yararlanılır. Cerrah gözünüze uygun olan herhangi birini müdahale sırasında kullanır. Bunlar:

  • Kan damarlarına müdahale: İnce kan damarlarının göz içinde kanama yapmasını engellemek için müdahale yapılır. Bunun için bazen lazer kullanılabilir.
  • Gaz baloncuğu: Göz içine küçük bir gaz baloncuğu uygulanarak, makular boşluklar doldurulmaya çalışılır.
  • Silikon yağ: Ayrılma önleme operasyonundan sonra retinanın pozisyonunu korumak için göz içi, silikon yağ ile doldurulur.

Cerrahi Sonrası
Ameliyat sonrası ilk gün kontrolüne kadar göz kapalı kalır. O günün akşamında genellikle göz açılır. Anestezi nedeniyle göz kapakları göz kırpma işlemini gerçekleştirmeyebilir. Dolayısıyla anestezi etkisi geçip tekrar göz kırpma işlemi gerçekleştirilmeye başlayana kadar gözün kapalı kalması gerekir. Göz açıldıktan sonra da çeşitli damlalar kullanılır.

Göz Nasıl Hisseder?
Ameliyatın sonrasındaki birkaç gün içerisinde gözde bazı rahatsız edici etkiler görülebilmektedir. Bunun başlıca nedeni, göz kapaklarında ve gözün dışında oluşabilecek şişlikler nedeniyle hissedilebilir. Çeşitli kaşıntılar ve aniden gelen keskin bir ağrı hissi, operasyon sonrası görülebilen etkilerdir.

Şiş bölgeye buzla kompres yapılması ağrıyı ve acıyı azaltmak konusunda iyi bir etki yaratabilir. Bazı orta şiddetli ağrılar için Tylenol kullanılabilir. Eğer daha kuvvetli bir acı ya da çarpıntılı bir ağrı hissedilirse Tylenol ya da diğer ağrı önleyici yöntemler yeterli olmayabilir. Bu durumda doktorunuza başvurmanız gerekir.

Gözde çeşitli kırmızılıklar görülebilir fakat zamanla bu durumun geçmesi beklenir. Bazı hastaların gözünün dış kısmında kan birikintisi görülebilir. Bu da göz içinde yenilenme tamamlandıktan sonra ortadan kalkacaktır.

 

 


 

 

Görme Ne Zaman Gelişir?
Görüşün tekrar iyiye gitme süreci, Vitrektomi’nin nasıl gerçekleştirildiği ve hangi göz cerrahileri ile beraber uygulandığına göre değişebilir. Makular delik cerrahisi gibi bazı durumlarda cerrah, göz içine gaz baloncukları uygulayabilir ve bu da makula üzerinde hafif bir basınca neden olur. Bu durumda baloncuğun doğru yerleşmesini sağlamak için başı belli bir pozisyonda tutmak gerekebilir.

Bazı genişletici damlalar nedeniyle cerrahinin uygulandığı gözün pupilinin, genişlemiş olmamasından dolayı ışığa karşı hassasiyet oluşabilir.

Ameliyat Sonrası Yapılması Gerekenler
Vitrektomi operasyonu sonrası yapılması gerekenler, beraber uygulanan ameliyata da bağlı olarak değişebilir. Genel olarak yapılacaklar aşağıda belirtilmiş olup, yine de özel durumlar için cerrahınıza başvurmanız gerekir.

  • Gözünüzün açılmasıyla birlikte doktorunuzun belirleyeceği çeşitli antibiyotik damlalar kullanılmalıdır.
  • Ameliyat sonrasında ilk yedi gün uyurken, gözü koruyucu bir plastik kullanılmalıdır. İlk üç gün duş alırken de bu koruyucu plastik takılmalıdır.
  • Yere eğilmek, ağır kaldırmak gibi çeşitli fiziksel aktivitelerden kaçınılmalıdır.
  • Tylenol alarak ya da buz kompresi uygulayarak ağrı azaltılabilir.
  • Başın hangi pozisyonda tutulacağıyla ilgili olarak doktor tavsiyelerine uyulmalıdır.(Gereken durumlar için)

 


 

 

Vitreus Dekolmanı

Lens ile retina arasındaki boşluk jel kıvamındaki, temiz vitreus denilen maddeyle doludur. Yeni doğmuş kişilerde yumurta akı kıvamında olup retinaya yapışık durumdadır. Zamanla vitreus incelmeye ve daha sıvı bir hal almaya başlar ve gözün arkasından ayrılmaya başlar. Bu duruma arka vitreus dekolmanı (AVD) denir ve genellikle rastlanabilen ve zararlı bir durumdur.

Vitreusun retinadan ayrılıp serbest kalması durumu genelde gözde parlamalar ve vitreus içinde yüzen parlak kristallere (asteroid hiyalozise) neden olur. Vitreusun içinde yüzen parlak kristaller retina önünde gölgeler oluşmasına neden olan ince vitreus jeli ya da hücreleridir. Yine parlamalarda vitreusun hassas retina dokuları üzerinde yarattığı bu çekiş gücü nedeniyle oluşur.

Bu parlamalar ve vitreusun içinde yüzen parlak kristallere neden olan çok ciddi sorunlar olabilmektedir. Bu sorunlar arasında retinal yırtılmalar, ayrılmalar, enfeksyonlar, iltihaplar, kanamalar ve kafanıza alabileceğiniz darbeler bunlara neden olabilir. Ayrıca migren baş ağrısı gibi nörolojik problemler nedeniylede çeşitli parlamalar oluşabilir. Genelde bu ışık parlamaları migren ağrısının başlamasından 20-30 dakika önce başlar.

Belirtiler

  • Görüntüde siyah noktalar ya da örümcek uçuşmaları görünür.
  • Hareket eden ya da sabit duran spotlar.
  • Işık yansımaları ve parlamalarının daha çok mavi ve açık bir gökyüzü gibi parlak arka fonlarda görülürler.

 


 

Daha Ciddi Problemlerde Meydana Gelen Belirtiler

  • Çeşitli parlamalar ve vitreusun içinde yüzen parlak kristallerle birlikte görüşte aniden azalma görülmesi.
  • Görüntünün bir bölümü ya da tümünün önüne bir perde gelmesi.
  • Vitreusun içinde yüzen parlak kristallerin sayısında ani artmalar.

Teşhis
Eğer görüntünüzün önünde perde, yeni ışık yansımaları ya da ani parlak kristal yağmurları görmeye başlarsanız, doktorunuza bu durumu bildirmelisiniz. Bu durumda doktor retina ve vitreus sıvısının durumunu incelemek için gözbebeğinizi genişletir ve oftalmaskop yardımıyla retina ve vitreus sıvısının durumunu inceler.

 

 


 

 

Tedavi
AVD hastaları için cerrahi müdahale taşıdığı riskler dolayısıyla sadece vitreusun içinde yüzen parlak kristaller görüntüyü engellediği zamanlarda uygulanır. Bu durumda, vitreus sıvısı cerrahi bir müdahale ile boşaltılır (vitrektomi ameliyatı) ki bu yola görüş ciddi oranda zarara uğramışsa başvurulur. Eğer vitreusun içinde yüzen parlak kristaller günden güne görüş alanının dışına çıkar ve daha az rahatsız edici olurlarsa tıbbi müdahaleye çok az durumda ihtiyaç olur.

Eğer bu ışık yansımaları ya da vitreusun içinde yüzen parlak kristaller AVD dışındaki başka bir problemle ilgili ise yine cerrahi müdahale ihtiyacı olabilir.
Görüşünüzü dikkat edin ve kontrol edin.

Görüşünüzün durumunu her iki gözünüz içinde periyodik olarak kontrol etmeniz önemlidir. Her iki gözdeki görüşün karşılaştırılmasıyla birçok problem belirlenebilir.

Görüşünüzü test etmek için…

  • Bir gözünüzü kapayıp karşıda bir noktaya bakın.
  • Merkezi ve dış görüşünüzü ve görüşünüzdeki değişiklikleri kontrol edin.
  • Görüşünüzün önünde herhangi bir gölge ya da perde olup olmadığına dikkat edin.
  • Görüşünüzdeki ışık yansımaları olup olmadığına dikkat edin.
  • Belirtilerin süresine ve yoğunluğuna dikkat edin.
  • Diğer gözünüzü de kapatıp aynı işlemleri tekrar edin.

 

 


 

 

Makular Delik

Makular Delik, retinanın en merkezi kısmını etkileyen bir problemdir. Bu göz yaralanmaları, belirli hastalıklar ve göz içindeki çeşitli iltihaplanmalar dolayısıyla oluşabilir. Fakat en yaygın nedeni ilerleyen yaştır.

Gözün içinde bulunan vitreus sıvısı, makulaya sıkı bir şekilde bağlıdır. Yıllar içerisinde vitreus incelir ve retinadan ayrılır. Bu durum bazen makulada bir çekilmeye yol açar, bu da makula üzerinde delik oluşturur.

Makular Delik, kademeli olarak oluşmaya başlar ve merkezi görüş üzerinde önemli problemler yaratır. Parçalı delikler, makular tabakaya etki eder ve burada dalgalı, bozuk ve bulanık bir yapı oluşmasına neden olur. Daha ileri aşamalarında ise hastada tam bir görüş kaybı oluşabilir.

Belirtiler
Belirtilerin derecesi, boşluğun kısmi ya da daha büyük boyutlarda olması ile ilgilidir.

  • Bulanık merkezi görüntü
  • Dağınık ve dalgalı bir görüntü
  • Okuma güçlüğü ve detay gerektiren işleri yapmakta zorlanma
  • Merkezi görmenin olacağı kısımda gri bir alan
  • Merkezi kör nokta

 


 

 

Teşhis
Görüş keskinliği testi, Amsler testi ve oftalmoskopi, makulanın sağlığı ve fonksiyonlarını eksiksiz yerine getirip getirmediğini anlamak için yapılan testlerdir.

Tedavi
Bazı makular delikler herhangi bir cerrahi müdahaleye gerek olmadan kendi kendine düzelebilirler. Fakat birçok durum için cerrahi müdahale gerekir. Makular Delik, cerrahi müdahale ile düzeltilebilir. Operasyon sırasında cerrah ilk önce Vitrektomi adı verilen yöntemle göz içindeki vitreus sıvısını boşaltır. Bu, makuladaki çekilmeleri ortadan kaldırır. Daha sonra çıkartılan bu vitreus sıvısının yerine gaz enjekte edilir ve bu gazın yarattığı basınç yardımıyla da makulanın tekrar eski haline getirilmeye çalışılır. Enjekte edilen bu gazın gözden dışarı çıkmasıyla hastalar, birçok operasyon sonrası fonksiyonel görmelerinden memnun hale gelmektedir.

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

Copyright © 2018. Tüm hakları mahfuzdur.